KÜÇÜKÇEKMECE’DE ‘SERA GAZI EMİSYONU AZALTIM VE İKLİM UYUM ÇALIŞTAYI’ DÜZENLENDİ

KÜÇÜKÇEKMECE’DE ‘SERA GAZI EMİSYONU AZALTIM VE İKLİM UYUM ÇALIŞTAYI’ DÜZENLENDİ
Küçükçekmece Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ve İstanbul Enerji A.Ş iş birliğiyle, ‘Sera Gazı Emisyonu Azaltım ve İklim Uyum Çalıştayı’ düzenlendi. Paydaşlar, kentin geleceğine yönelik öncelikli olarak atılacak adımlar konusunda görüş alışverişinde bulunarak, iklim riski ve çevre sorunlarına yönelik çözüm önerilerini sundu.

Küçükçekmece Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ve İstanbul Enerji A.Ş iş birliğiyle, ‘Sera Gazı Emisyonu Azaltım ve İklim Uyum Çalıştayı’ düzenlendi. Paydaşlar, kentin geleceğine yönelik öncelikli olarak atılacak adımlar konusunda görüş alışverişinde bulunarak, iklim riski ve çevre sorunlarına yönelik çözüm önerilerini sundu.

Küçükçekmece Belediye Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen çalıştaya; Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Faysal Güler, İstanbul Enerji A.Ş Genel Müdürü Yüksel Yalçın, Meclis Çevre ve Sağlık Komisyonu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, mahalle muhtarları, akademisyenler, sanayiciler, çevre mühendisleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

1990’DAN 2020’YE SERA GAZI EMİSYONU YÜZDE 138 ARTTI

İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Yüksel Yalçın, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çerçevesinde Küçükçekmece’nin iklim değişikliğine dirençli hale gelmesi ve yaşanabilir bir çevre için yapılması gerekenler konusunda açıklamalarda bulundu. Türkiye’de 1990’dan 2020 yılına kadar sera gazı emisyonunun yüzde 138 arttığını kaydeden Yalçın, yaşamsal sürdürülebilirliğin konuşulması gerektiğine dikkat çekti.

Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Faysal Güler de şunları dile getirdi:

“Küçükçekmece Belediyesi olarak daha çevreci bir belediye olma yolunda adımlarımızı sağlamlaştırmaya devam ediyoruz. Küresel ısınma, bir tahmin değil, gerçekleşmekte olandır. Sera gazı ile mücadele etmenin; yaşamakta olduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza daha sağlıklı bir dünya bırakmak için büyük önem arz ediyor. İklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle mücadele etmek için küresel ölçekte önem taşıyan Başkanlar Sözleşmesi’ne katılım sağladık. Bu kapsamda ilçemizde meydana gelen sera gazı emisyonlarını 2030’ kadar yüzde 40 azaltma, 2050 yılına kadar nötr karbon taahhüdünde bulunduk. Taahhütlerimizi yerine getirmek adına SECAP’ı hazırlıyoruz. Bu çalıştayın, paydaşlarımızı bilgilendirmenin yanısıra İstanbul iklim değişikliği ve uyum stratejisinde belirleyici ve yön verici olacağına inanıyorum.”

KENTE YÖNELİK SERA GAZI EMİSYON ANALİZ SONUÇLARI PAYLAŞILDI

Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Buket Ayşegül Özbakır, sera gazı emisyon azaltım ve iklim uyum sunumu yaptı. COVID öncesi 2019 yılında Küçükçekmece’ye ait sera gazı emisyon analiz sonuçları hakkında bilgi aktaran Özbakır, şunları aktardı:

“Bu araştırmada 2019 yılını baz almamızın sebebi, COVID döneminde eve kapanmalardan dolayı sağlıklı veri analizi elde edilemeyecek olmasıdır. Küçükçekmece 808 bin 957 nüfusuyla doğru orantılı olarak, çevresel etki anlamında büyük bir ayak izine sahip. 2019 yılını baz aldığımızda Küçükçekmece için sera gazı emisyon miktarı 1 milyon 953 bin karbondioksit eşdeğeri olarak açıklandı. Bu oldukça ciddi bir rakam. Sabit enerji, ulaşım ve atık başlığında değerlendirdiğimizde sabit enerji bu rakamın yaklaşık yüzde 65’ini oluşturuyor. Sabit enerji içerisinde yüzde 55 ile konutlar, yüzde 13 ile sanayi, yüzde 32 ile ticari ve resmi kurumlar sera gazı salınımının sebeplerini oluşturuyor. Küçükçekmece Belediyesi yeşil sertifikalı kamu binasıyla bu konuyla ilgili önemli bir örnek oluşturuyor. Bu bilinci tüm kente yayma girişimi ve çabasından dolayı Küçükçekmece Belediyesi’ni tebrik ediyorum.”

KÜÇÜKÇEKMECE’NİN ÖNCELİKLİİKLİMSEL RİSKLERİ KONUŞULDU

Programda İstanbul Enerji A.ŞŞehir Plancısı Gizem Baydı, iklim değişikliği ve uyum konulu sunumunu gerçekleştirdi. Baydı, “Küçükçekmece’ye doğal yapı olarak baktığımızda su, vadi ve lagün kavramları karşımıza çıkıyor. Bu kentin, hem İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri olması hem de doğal yapısı yönüyle kendine özgü özellikleri var. Buradaki ilk iklimsel risk sel ve taşkın olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişte de bunun örnekleri var. Tabi ki sel ve taşkınlarda iklim değişikliğinin de etkileri mevcut. Uyum stratejilerimizi oluştururken, bu tabloya göre strateji geliştirmemizin önemi ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Çalıştayda, YTÜ Doç. Dr. Öğretim Üyesi Erhan Kurtarır moderatörlüğünde sera gazı azaltım atölye çalışması da yürütüldü.

ANKA Haber Ajansı